Osmanlı Okul, İdadi ve Eğitim Konusu – Sultan Abdülmecid

0
1476
Sultan II Mahmud Ve Çağdaş Tıp Eğitiminin Başlangıcı Osmanlı Saray Eğitim Teşkilatı Osmanlı Devleti Saray Okulu Eğitimi. Devlet Görevlisi Yetiştirme Mektebi
Sultan II Mahmud Ve Çağdaş Tıp Eğitiminin Başlangıcı Osmanlı Saray Eğitim Teşkilatı Osmanlı Devleti Saray Okulu Eğitimi. Devlet Görevlisi Yetiştirme Mektebi

Sultan II. Mahmud’un saltanatının son yıllarında başlayan eğitim arayışları oğlu Sultan Abdülmecid devrinde şümul kazanmış ve kardeşi Sultan Abdülaziz zamanında 1869 tarihli Maarif-i Umumiye Nizamnamesi ile belirgin bir olgunluğa erişmiştir.

Ancak eğitim modernleşmesi konusundaki bu çabaların karşılaştığı mâli ve insan sermayesine dayalı çeşitli kısıtlardan daha belirleyici olan tahdit kültürel ve ideolojik nitelikli sınırlar olmuştur. Yukarıda da görüldüğü üzere kültürel ve ideolojik nitelikli sınırlar geleneksel eğitim anlayışından doğmaktaydı.

Osmanlı Devleti Okullar Eğitim Mektebi. Türk Talim Terbiye Tedrisad Eğitim Mektep Okul İlk Modern Öğrenim Sıbyan İdadi Öğrenci Genç Çocuk Sınıfı
Osmanlı Devleti Okullar Eğitim Mektebi. Türk Talim Terbiye Tedrisad Eğitim Mektep Okul İlk Modern Öğrenim Sıbyan İdadi Öğrenci Genç Çocuk Sınıfı
Okul Açılış Töreni. Osmanlı Devleti Okullar Eğitim Mektebi. Türk Talim Terbiye Tedrisad Eğitim Mektep Okul İlk Modern Öğrenim Sıbyan İdadi Öğrenci Genç Çocuk Sınıfı
Okul Açılış Töreni. Osmanlı Devleti Okullar Eğitim Mektebi. Türk Talim Terbiye Tedrisad Eğitim Mektep Okul İlk Modern Öğrenim Sıbyan İdadi Öğrenci Genç Çocuk Sınıfı

Birincisi, eğitimin münhasıran dinsel cemaatler tarafından yürütülmesi yaklaşımı; bununla bağlantılı olan ikinci yaklaşım kamu hizmeti anlamında bir genel eğitim yaklaşımının yokluğu; ve üçüncü husus ahalide zorunlu eğitim mefhumunun var olmaması dolayısıyla eğitim vergisine yönelik olası direnciydi.

Söz konusu kültürel-ideolojik kısıtlar Osmanlı siyasi ve sosyal düzeninin büyük ölçüde dinselliğe dayanmasından kaynaklanmaktaydı. O yüzdendir ki II. Mahmud döneminde başlayan eğitim reformu girişimleri sadece belirli sayıda meslek okullarının açılmasıyla sınırlı kalmış, 1839 tarihli Meclis-i Umur-ı Nafia layihası gibi kapsamlı maarif ıslahatı yaklaşımlarına karşın dinsel çerçeve aşılamamıştır.

Bu çerçeveyi çatlatacak olan gelişme ilk kez Sultan Adülmecid devrinde, Kırım Savaşı’nın bitiminde yayınlanan Islahat Fermanı’nın vaz ettiği Osmanlı vatandaşlığı anlayışı ve cemaatler üstü Osmanlıcılık ideolojisiyle görülmektedir. Bu gelişme sonuçta 1869 Maarif-i Umumiye Nizamnamesi’nin şekillenmesinin yolunu açmıştır.

Tıphane Mekteb I Tıbbiye I Adliye I Şahane Kökü Osmanlı Padişahı II. Mahmut Haydarpasa Campus General 1
Tıphane Mekteb I Tıbbiye I Adliye I Şahane Kökü Osmanlı Padişahı II. Mahmut Haydarpasa Campus General 1

Nizamnamenin hazırlanış gerekçesini sunan Esbab-ı Mucibe metni bize 1856 sonrasında Osmanlı reformcu seçkinleri meyanında maarif anlayışında görülen dramatik dönüşümü ortaya koymaktadır. Layihaya baktığımızda en göze çarpan hususun eğitimde artık dinden bahis edilmemesi gerçeğidir. Daha önceki reform metinlerinde – özellikle 1845 sonrasında – eğitimde dünyevî ve dinî amaçlar yan yana ve paralel olarak sunulurken layihada eğitimin ana amaçları olarak iktisadi gelişme ve bayındırlıkta ilerleme gösterilmektedir.

Gerçi ilk eğitim aşamasında yine cemaat mektepleri söz konusu olup her bir cemaatin eğitimi belirli bir dinsel çerçevede yürütülecektir. Ne var ki söz konusu dinsellik mümkün mertebe ilköğretim seviyesiyle sınırlı kalacak bir dinselliktir. Öte yandan dinselliğin bu sınırlandırılması nispetinde maarifte Osmanlıcılık anlayışına ağırlık verildiğini görmekteyiz. Esbab-ı Mucibe metnine göre Osmanlıcılığı genç nesiller arasında pekiştirecek başlıca kurum idadi mektepleri olacaktı. Bu amaçla mümkün mertebe süratle imparatorluk sathında idadilerin yaygınlaştırılması arzulanmaktaydı.

Ancak yine aynı layihada Tanzimat reformcularının resmen savunduğu Osmanlıcı çizgiye tezat niteliği arz eden bir başka ideolojik eğilimi de fark ediyoruz. Söz konusu farklı ideolojik eğilim, ilginçtir ki muhtemelen yine eğitimde dinselliğin azalmasına koşut olarak zuhur eden bir yaklaşım özelliğiyle dikkati çekmekte. Açıktan açığa dile getirilmese de Esbab-ı Mucibe metninde millet teriminin kullanımında tanık olduğumuz muğlaklığı deştiğimizde veya eğitim dili meselesine baktığımızda dolaylı bir kültürel Türkçü çizgi karşımıza çıkmaktadır. Söz konusu çizgi ister istemez özünde Osmanlıcılık yaklaşımıyla çelişecektir. Fakat söz konusu çelişkinin henüz zımnî bir mahiyet arz ettiği de vurgulanmalıdır.

Zaten 1878 sonrasında güç kazanacak olan Mutlakiyet rejimi sırasında resmî düzeyde egemen olacak olan İslamcılık çizgisi dolayısıyla Osmanlıcılık ve Türkçülük uyuşmazlığı ancak 1908 sonrasında yeniden su yüzüne çıkacaktır. Söz İslamcılıktan ve Mutlakiyet döneminden açılmışken Esbab-ı Mucibe belgesinde reformcular açısından tereddütlere sebebiyet veren eğitimin halktan toplanan düzenli yardımlarla finansmanı meselesinin önemli ölçüde II. Abdülhamid idaresi tarafından çözüldüğünü belirtmekte yarar vardır.

Osmanlıcı ve büyük ölçüde laik bir çizgiye erişmiş Tanzimat reformcuları bakımından – açıktan söylenmese dahi – halktan toplanacak düzenli yardımların nasıl ve hangi gerekçelerle meşrulaştırılacağı önemli bir problemdi. Osmanlıcı bazı gerekçeler ileri sürerek Müslim veya Gayrı Müslim ahaliden düzenli yardım toplamanın imkânsızlığı aşikâr bir gerçekti.

Abdülhamid döneminde uygulanan ve geniş Müslüman kitleleri arasında büyük ölçüde inandırıcılığa sahip İslamcılık siyasetinin ise söz konusu problemi çözmekte önemli bir payının olduğu muhtemeldir

CEVAP VER