Sultan Abdülaziz Dönemi Osmanlı Müziği ve Musikisi, Müzisyenleri

0
1135
Sultan Abdülaziz Dönemi Osmanlı Müziği Ve Musikisi Müzisyenleri Padisah İmperial Ottomane
Sultan Abdülaziz Dönemi Osmanlı Müziği Ve Musikisi Müzisyenleri Padisah İmperial Ottomane

Sultan Abdülaziz Dönemi Osmanlı Müziği ve Musikisi, Müzisyenleri

1861’de Sultan Abdülaziz’in tahta çıkması üzerine Guatelli, padişaha ithafen Sultanî marşı olarak da bilinen Aziziye marşını ve sonrasında solo piyano eseri Osmaniye marşını bestelemiş, padişahın ve sarayın saygısını kazanmıştır. Batı müziğine babası II. Mahmud ve ağabeyi Abdülmecid kadar ilgi duymadığından onun döneminde Batı müziğinin Osmanlı İmparatorluğu’ndaki gelişimi duraklamış hatta bir miktar yavaşlamıştır. Abdülaziz tutucu, yeniliklere karşı ve geleneksel bakış açısına sahip bir padişah olduğundan alaturka müziği daha ön plana çıkarmış, Batı müziğine yapılmış yatırımlara kısıtlamalar getirerek Muzıka-i Hümâyûn’u geri planda bırakmış, kadınlar orkestrasını, fanfarı ve baleyi kaldırmış, hatta operet ve opera çalışmalarını durdurmuştur. Bunların yerine geleneksel eski saray eğlencelerini ön plana çıkarttırmış, şahsî eğlenceleri için görevlendirdiği hizmetlilere Muzıka-i Hümâyûn’un kadrosundan maaş bağlatmıştır. Bu durum Muzıka-i Hümâyûn’un işlerinde azalmaya sebep olmuş, bandonun başındaki Guatelli de azalan görevi sebebiyle saray dışında da müzik çalışmalarına katılmıştır .

Her ne kadar Batı müziği çalışmalarında daha önceki padişahlara göre seyrelme olduysa da ilgi tamamen yok olmamıştır. Örneğin, Abdülaziz, Avrupa ziyaretleri sırasında Paris, Londra ve Viyana’da opera ve baleler izlemiştir. Bu temsillerden olumlu etkilenmiş, geleneksel sanatlara daha çok ilgi duymasına rağmen, Taksim’de Tiyatro-yi Hümâyûn kurulmasını istemiştir. Ayrıca, Liszt’in damadı ünlü besteci Richard Wagner’in yaptığı tiyatroya maddî yardımda bulunmuş, bu yardım Avrupa krallarına örnek olmuştur. Bu dönemin bir diğer özelliği ise Türk sanatçılarının da opera temsillerinde görev almasıdır. Türk sanatçılar tarafından sahnelenen opera ve operetler, Osmanlı için bir gurur kaynağı olmuş, ülkeyi ziyaret eden yabancı devlet adamlarınca da ilgiyle izlenmiştir. Örneğin, 1868’de ziyaret için İstanbul’a gelen Galler Prensi ve Prensesi ile 1869’da gelen Avusturya imparatoru opera izlemişlerdir.

19. Yüzyıl Osmanlı ve Türk Saray Musikileri-Müziklerin Genel Bakış

Osmanlı İmparatorluğu’na Batı müziğinin girişi öncelikle ordu ve saray bünyesinde olmuş, eğitimci ve şef olarak atanan İtalyan Giuseppe Donizetti’nin asker oluşu da bu durumu desteklemiştir. Batı müziğinin ordu ve sarayda başlamış olmasıyla 19. yüzyıl boyunca gelişim daha çok bu yönde olmuş, yerli ve yabancı müzisyenler ile başa geçen padişahlar marş formu başta olmak üzere değişik batı müziği formlarında eserler bestelemiş ve icra etmişlerdir.

Operada ise en büyük gelişmeler Abdülmecid devrinde yaşanmıştır.

Başta geleceğin Türkiye’sinde kurulacak olan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının temellerini atmış olan Muzıka-i Hümâyûn bandosu olmak üzere müzik eğitiminin sürdürüldüğü saray okullarıyla Osmanlı imparatorluğu kendisine tamamen yabancı olan bir müzik kültürüne kapılarını açmış ve bu kültürün kendi topraklarında batı müzik adamlarının yanı sıra kendi yetiştirdiği Türk müzik adamlarıyla da gelişimine ön ayak olmuştur.

Bugünün Türkiye’sindeki Batı müziğinin kültürünün temelleri 19. yüzyıl Osmanlısında atılmış, hükümdar olan her bir padişahın tavrı, bu müziğin ülke topraklarında eriştiği konum itibarıyla esas rolü oynamıştır. Dolayısıyla 19. yüzyılda Osmanlı padişahlarının Batı müziğini ne şekilde ele aldığını ve değerlendirdiğini irdelemek Cumhuriyet Türkiyesi’nde atılan adımların temel kaynağının izini sürebilmek açısından önem taşımaktadır.

CEVAP VER