2. Mahmud ve Reformları Hakkında Bazı Gözlemler

0
1205
2. Mahmud Ve Reformları Hakkında Bazı Gözlemler Osmanlı İmparatoru Saltanat Yılları Ve Reformları Sonuç Hakanı
2. Mahmud Ve Reformları Hakkında Bazı Gözlemler Osmanlı İmparatoru Saltanat Yılları Ve Reformları Sonuç Hakanı

Osmanlı İmparatoru Mahmud ‘un saltanat yılları ve reformları, Sonuç

II. Mahmud reformlarının tenkidini yine çağdaşları yapar. Yukarıdaki ifadelerden anlaşıldığına göre, Sultan Mahmud devri reformlannın gerek çağdaş, gerekse daha sonraki Avrupalı gözlemciler üzerinde iyi izienim bırakmadığı anlaşılmaktadır. Onlar, sadece dış görünüşü etkileyen, gerçekleri olduğu gibi bırakan bu değişikliklere küçümseyerek bakmışlardır.

Bu gözlemcilerin hemen hepsi, sadrazama başvekil, mesai arkadaşlarına niizır denilip, onlara redingot giydirilerek, masa ve sandalyelere oturtulmakla hemen modemleşilemeyeceğini  belirtmişlerdir. Bemard Lewis ‘e göre, her şeyden önemlisi geleneksel ahlak st.andartlannın yerlerine yenisi konmaksızın yıkılması bütün devlet memurlarını hayiisız ve
· kelbl bir yiyiciler haline getirmişti. Eski düzende hiç olmazsa alışılmış bir
toplumsal bağlılık ve yükümlülük kuralları vardı. Tamamen Batı tarzı yaşamaya çalışan idarecilerle, geleneksel yaşantısını sürdüren halk arasındaki uçurum çok genişlemiştir.
Bütün hayatı boyunca çok elem çeken, milletini yeniden diriltıneyi hayatının en büyük gayesi yapan Sultan Mahmud, bunu gerçekleştirmeye çalışırken, ecdadından miras aldığı milli iradeye bağlı kalmak zorundaydı.

Merkeziyetçi politikasını gerçekleştirirken, kendisini Frenk taklitçiliği ile suçlayan ulemeya, ancak din işlerine kanşabileceklerini, devlet işlerinin kendisine ait olduğunu söylemekle, bir nevi laikliğin tarifini yapmıştı. Sultan Mahmud ‘un başansızlığı için iç ve dış hemen bütün menfi etkenler mevcuttu. Yunan isyanının bastınimasının ardından Rusya savaş il§.n etmişti. Girişilen ıslahatıarda subay bulunamamıştı. Fransa ile münasebetler bozuk olduğundan Prusya’dan subay getirtilmişti. Bunlardan hatıralarını yazan Moltke, o zamanın askerlerini şöyle tasvir etmektedir: “Yeni orduda her milletten subay vardır.

Osmanlı İmparatoru Mahmud Un Saltanat Yılları Ve Reformları Mahmut Osmanlı Padişahı İslam Halifesi
Osmanlı İmparatoru Mahmud Un Saltanat Yılları Ve Reformları Mahmut Osmanlı Padişahı İslam Halifesi

Fransız talimatniimeleri, Belçika tüfekleri, Türk serpuşu, Rus ceketi ve Macar eyerleri hatta eski timarlı askerler.. Aynı tarihlerde (1835) İstanbul’a gelen Miss Pardoe’nun bir bayram alayındaki müşahadeleri de enteresan ve pek farklı değildir. Bu İngiliz bayan, resmi geçit yapan yeni piyade taburları hakkında: “Sultan Mahmud bunları gerçek asker haline getinnek isterse, hayli işi var demektedir. Çünkü bunlar kirli, adeta sallanarak yürüyen biçimsiz insanlar.. yürürken sanki ayaklanndaki pabuçlan sürüklüyorlar sanırsınız. O yakışıksız fes ta kaşlanna kadar inmiştir. Üzerlerindeki kötü dikişli elbiseterin kumaşı da en kötü cinstendir. Subaylan nasıl tasvir edeceğim i bilemiyorum” demekle6 4 Moltke’ yi tasdik etmektedir.
Buna rağmen II. Mahmud, uzun süren saltanatında iç isyanlar ve savaşlada sarsılan devletin dağılıp parçalanmaması için büyük gayret sarfetmiş, giriştiği reform hareketleriyle Osmanlı İmparatorluğu’na yeni bir hayat vermeye çalışmıştır. Fakat yalnızdı. Etrafında kendisini anlayacak, reformları uygulayacak adam yoktu. Ortam pek müsait değildi. Ocağın kaldırlması, engellerden sadece biriydi.  Zira kafaların içinin değiştirilmesi gerekiyordu. Bırakın halk kitlelerini, üst seviyedeki ulema bile ilmin son gelişmelerinden habersizdi.
III. Selim zamanında açılan Mühendishane-i Berrf-i Hümayun’un programına Türkçe, Arapça, Fransızca ile birlikte hesap, hendese, coğrafya,
cebir, topografya, tarih, mekanik ve istihkam gibi pozitif ilimler de konulmuş, fakat bu dersleri verecek hocalar yoktu, var olanlar da pek yetersizdi. Uzun zaman sefaret katipliği yaptığından dolayı “İngiliz Mahmud” diye anılan ve 1807 ihtilalinde öldürülen kişi, yazmış olduğu coğrafya kitabında, “alemin merkezi arz olup, güneş onun etrafında dolaşır” diyerek hala XV. yüzyılda ortaya çıkan Batlamyus ekolünde yürüyordu. II. Mahmud zamanında hekimbaşı olan, Tıphane’de ve Cerrahhane ‘de hocalık yapan Mustafa Behcet ve kardeşi Abdülhak Molla, modem tıp tahsili yapmış olmalanna rağmen, hala uyduruk kocakan ilaçlan toplamakla meşguldüler. Bazı paşalar ise coğrafya bilmediklerinden, İmparatorluğun yayıldığı alanlardan habersiz idiler. Nizip Savaş’na katılan Reşid Mt:hmed Paşa’nın, Ankara’dan çıkar çıkmaz, “Siyas yakın mı?” diye sorması, “Zat-ı Şahane’nin mülkü amma da genişmiş, bu dağlar bu onnanlar da padişahımızın mı” diye hayret etmesi, “evet ta Basra’ya kadar padişahımızındır” denildiğinde ise, “bu kadar yer varken daha Herisi nemize lazım” demesi bunun tipik bir örneğidir. Böyle bir rical ile idare edilen devlet, elbette II. Mahmud’dan 17 yıl önce harbiyesini açan ve modern bir ordu kuran Mısır valisinin kuvvetlerine yenilecekti.

Osmanlı Hükümdarı Sultan Mahmud İntizam Düzen Ve Disiplin Sahibi II. Mahmud Taklitçiliği Düzen Tutkusu Ve Şekilciliği.Hakanı
Osmanlı Hükümdarı Sultan Mahmud İntizam Düzen Ve Disiplin Sahibi II. Mahmud Taklitçiliği Düzen Tutkusu Ve Şekilciliği.Hakanı

Gerçekten adam kıtllığı bir yana, plansız, programsız ve el yordamıyla yapılan taklidi’ ve şekli’ yeniliklerden umulan sonuç alınamamış, körü körüne Avrupa hayranı gençler bu taklit modasına kurban gitmiştir. Ülke şartlannı ve ihtiyaçlarını anlamadan rejim davasına kapılan bu gençlerin çoğu XIX. yüzyılın son çeyreğinde ihtilalci olmuşlar, hatta gayn müslimlerle birleşerek devleti içeriden yıkmaya çalışmışlardır. Avusturya başvekili Mettemich, sözlerinde ne derece samimiydi bilinmez ama, BabıiDf’ye ilginç tavsiyelerde bulunuyordu. Aşın muhafazakarlığı ile tanınmış bu devlet adamı, Sadrazam Ali Paşa’ya gönderdiği mektupta, Osmanlı hükümetinin, zamanın şartıanna göre hareket etmesini, Tanzimat’ın getirdiği hukuki ve sosyal değişikliklere ihtiyatla bakmasını teklif ediyor ve devamla, hristiyan Avrupa kanunlannın müslüman Osmanlılar’ın bünyesine uymayacağını, Osmanlı hükümetinin Türk kalmasını, örf ve adetlere ters düşen Batı devletlerini taklit etmesini, aksi takdirde imparatorluk için zarardan başka bir sonuç elde edilemeyeceğini belirtiyordu. Daha çok Tanzimat dönemi uygulamalannı eleştiren bu sözlerin haklılık derecesini zaman göstermiştir.
Ne olursa olsun, reayayı ve kapıkulunu tebea yapan Sultan Mahmud, Batılı gözlemciler tarafından Petro ve Mehmed Ali ‘ye kıyasla başansız ve biraz müstebit gösteriise de, her üçünün tarihi şartlarnın farklı olduğu gözden kaçmamalıdır. Sosyal reformlanyla Atatürk’ü hatırlatan II. Mahmud dönemini, başarılar değil, başlangıçlar dönemi olarak değerlendiren ve onun başlattığı yeniliklerin İstanbul ‘un sınırlannı pek aşamadığını öne sürerek devşirme sisteminin yerini imisap ve himaye sisteminin aldığını belirten Herkes haksız değildir. Bu çağdaş araştırınacıya göre mesela Moltke’den sadece askeri değil, ekonomik ve siyasi alanlarda da yararlanılabilirdi.
Sözün kısası, II. Mahmud samimi olarak yenilik taraftarıydı. Devletin selameti için Avrupa ‘nın ilim ve tekniğinden yararlanılmasını istiyordu. Mustafa Reşid Paşa onun bu samimi reformeuluğundan ve hazırladığı onarndan çok iyi faydalanarak, İmparatorluğu çok hızlı bir şekilde Avrupa siyasetininin ve Avrupa devletlerinin kucağına atmıştır. Sultan Mahmud ‘un 24 Haziran 1839 tarihinde ölümünden kısa bir süre sonra da İngiltere’ den dönerek geniş tavizler karşılığında İngiltere ‘nin direktiriyle
bizzat kaleme aldığı Tanzimat’ı 3 Kasım 1839’da ilan edivermişti.
Burada söylenecek son söz, Sultan II. Mahmud ‘un tek meziyetinin samimi ve iyi niyetli olduğudur. Halefieri ve geniş halk kitleleri onun hatalannı ancak bu şekilde değerlendirmek isterler

CEVAP VER